ey gönlümün sultanı derdimin dermanı biçare halime medet etsen yanıp duran yüreğimin ateşine aklımda, fikrim olmuş birer pervane nazın değmiş gözlerinin sürmesine her biri ayrı bir dil-duz... kirpiklerinin tanesi firakım ulaşmış tepelerin...
fatihteydim bu akşam ilk önce gecikmeye durmuş ikindiyi kıldım sonra yürüdüm ben yürüdükçe ardı sıra büyüdü önümde yollar yavaş adımlarımla çıktım caminin avlusuna bir banka oturdum... seni düşündüm... sessiz...
can değil mi eldeki tek olan kaç defa ölebilirsin ki sevdiğin ve taptığın bu fani hayatta neleri unutabilir insan... sevdiklerini, ihanetleri ve belkide yalanları hemde bir çırpıda geçmişinden ne...
ateşe düşüp tutuşunca ucundan gönlün bir parçası keyfiyete ara verilip göz ucuyla seyrine dalınır geceye akan sözlerin sokaklar sessizliğe gönül ise muhabbete hasret kalır yalnız geçen ömrün sefaletinde susayınca...
ömer hayyamın ellerinde gördüğüm nasırlar ıtri nin neyine değmiş nağmeler bir türlü geçmiyor deliliğim yazılsa belkide kaf dağına yol olur bendekiler fakirim bunca zamandır dilime değiyor ezgiler bir tutam sevgiye muhtaç...
ay mı tutuldu yoksa geceye mi yansıdı yıldızlar kaldırm taşlarıda oluyor bir yoldaş bir kardeş yazmakla tükenmiyor içimdekiler ah yüreğim yoksa sevdaya mı tutuldum dilencileri gezmekle biter mi cebimdekiler benim verdiğim...
yetmiyorsa sözlerim; yazabilirim üç beş satır denizleri düşünürüm seninle rüzgarları hissederim hücrelerimle ve seni düşünürüm aydınlığa çıkan gecelerimde ama bunlarda yetmezki bendeki seni anlatmaya bilirim belki susmalıı dilim lal kalbim...
damla damla dökülüyor gözyaşlarım, ellerimin nasırlarına parçalanmış avuçlarım susamış kulaklarım, yar sesine dar sokakların, kırılmış kaldırımlarında oturmuşum, geçen giden günleri sayıyorum nereye kayboldu dilenciler cicoz sokakta, kimler aldı gitti gecemin rengini Allahım kör olması...
üfler neyini ıtri bir nefes kadar uzağımda ölüm kuşlar sabah zikirlerinde pervane sela verilir birazdan imamın nefesiyle kaçıncı bu ölüm kararmış kalbim için gariban nefsim için yaktım kendimi dünya malının uğrunda neyin...
sevdanın değmediği yüreğime kurşunlar değdi geçti kevgire döndü bedenim dışarıda unuttum yere saçtığım bilyelerimi bilmediğim bir katliamın gölgesinde kurban ettim gençliğimi vadedilmiş bir yalan üzerine suspus oldu gecem bir tankın paletleri arasında kaybettim...
görebilmek gözlerini yelkensiz yelkenli ile kaybolmak denizlerin karanlık dehlizlerinde büyük ellerime küçük gelen kalbimle özveri ile yeniden, yeniden tükenmek bilinmezlerin ortasında kayıplara karışmak çıkmaz sokaklarda harcanıp doğmamışlara anlatmak... duyabilmek sesini acımasız poyrazları...
BEN, FEHMİ VE BİRBİLEN: VATAN MİLLET SAKARYA Uzun uzun zaman önce fehmi ve ben konuşuyorduk… Nerden nereye geldik diye… ne durumdaydık ne hale geldik. Herşey geride...
hamuş" durumunda benliğim...sessiz ve dili lal... karanlık gecelerin diri "ney"i ile gül misali açtı ellerimde yüreğim... ateşin çemberinde kalakaldım... siyah dumanların arasında kayboldu bitti gül-ü...
suskun karanlıklarda...biçare yalnızlığa bin dert uğraryağmalardan geriye virane kalır sessizliğin girdabındaki hayatın can damarlarınakanat açtılar geceye mevsim zamanı gelen binlerce çift kanatyankılandı sesleri gecedeçarptı penceresiz...
gece soğuk, gece puslu... üşüyorumuzun bir yolun yolcusu gibikaldırımlara sığınmışım... sabahı bekliyorumgece uzun... gece karanlık... korkuyorumannemin sıcaklığını arıyor ellerimsımsıkı sarılıp çocukluğuma... büyümeyi istiyorumgece yağmurlu... gece...
toz toprak yolların bekçisi yakasında mavi bir gülellerinde kirlenmiş mendilhafif bir rüzgarın esintisinekapılıp kırıldı dallar... düştü yerlereparçalanmış yapraklarkanamaya başladı sonbaharbitti yaz... kayboldu kışyetişti baharın son...